üniversite, ders çalışılması gerekiyor. bilgisayar başındayım.
zaten saat 12:30 gibi uyanmışım güç bela. yurt odasında lahmacun ile kahvaltımı yaptıktan sonra, tatlı bir kestirme istiyor canım. yatağa giriyorum. çıktığımda saat 15:30.
yine uyku hali var, aman diyorum bi duş alayım da kendime geleyim. duş aldın, giyindin mayışıklığı attın derken, yarım saat daha geçiyor, saat olmuş 16:00. kitapları bulayım o olsun bu olsun derken 10 dakika daha geçiyor.
saat ile göz göze geliyoruz, "neyse, saat 16:30 olsun da başlarım". bilgisayara bakarken buçuğu geçiriyorum. "tam olsun, 5de başlarım". saat beşe yaklaşırken oda arkadaşım geliyor. laflaması, anlatması falan filan derken 18:15 olmuş saat.
"altı buçukta kesin başlıyorum". bu sefer kesin diyorum. o esnada yandan nalet oda arkadaşım sesleniyor, "acıkmadın mı oğlum sen?", hakikaten, yine acıktık lan!
dışarda yiyelim diyor bir de namussuz, gidiyoruz, iki saat daha geçiyor. dokuz olsun başlıcam diyorum. saat dokuza geliyor. yan odadan sesleniyorlar, "hacım dota kuruyoruz hadi hep beraber oynayalım". durduramıyor insan kendini.
zaman geçiyor, saat 1 oluyor. bak ertesin gün diyorum, 1!
yine içimdeki manyak sesleniyor, "saat kaç oldu yau, gözleri yormayalım, sabah erken kalkar çalışırız."
sonuç : kalkamadı...
25 Ekim 2015 Pazar
11 Ekim 2015 Pazar
Türkiye'nin AB Süreci
osmanlının avrupa topraklarına ilk ayak bastığı andan beri düşünülen, bazen hayal edilen, bazen korkulan, bazen de eşyanın doğası gereği kendiliğinden oluşan durum.
osmanlı her daim kendini avrupa siyasetinin içinde tanımlamıştır. yavuz sultan selim'e kadar da ciddi oranda toprağı avrupa coğrafyasında yer almıştır. ama türkler, avrupa tarafından sürekli olarak bu birliğin dışında tutulmaya çalışılmıştır.
özellikle son 50 yıl boyunca ülkenin istikrarla sürdürdüğü tek politikası olarak avrupa birliğine girebilmek görünüyor. zaman zaman hızlanarak, zaman zaman geri gidecek kadar yavaşlayarak, ama bir şekilde devam ediyor.
son yıllarda ise türkiyenin avrupadan uzaklaştığı yorumları yapılıyor. buna iktidarın fikirlerinin yol açtığını söyleyen de var, halkın isteğinin bu yönde olduğunu söyleyen de.
ancak bir gerçek var ki artık türkiye ile avrupa kendini müttefik olara konumlandıramıyor. son olarak putin'in türkiye ziyaretinin avrupada yol açtığı panik bakalım bir şeyleri değiştirecek mi.
osmanlı her daim kendini avrupa siyasetinin içinde tanımlamıştır. yavuz sultan selim'e kadar da ciddi oranda toprağı avrupa coğrafyasında yer almıştır. ama türkler, avrupa tarafından sürekli olarak bu birliğin dışında tutulmaya çalışılmıştır.
özellikle son 50 yıl boyunca ülkenin istikrarla sürdürdüğü tek politikası olarak avrupa birliğine girebilmek görünüyor. zaman zaman hızlanarak, zaman zaman geri gidecek kadar yavaşlayarak, ama bir şekilde devam ediyor.
son yıllarda ise türkiyenin avrupadan uzaklaştığı yorumları yapılıyor. buna iktidarın fikirlerinin yol açtığını söyleyen de var, halkın isteğinin bu yönde olduğunu söyleyen de.
ancak bir gerçek var ki artık türkiye ile avrupa kendini müttefik olara konumlandıramıyor. son olarak putin'in türkiye ziyaretinin avrupada yol açtığı panik bakalım bir şeyleri değiştirecek mi.
Genç İşgücünün Kullanılamaması
Türk gençleri çalışmadıkları, çalışmayı tercih etmedikleri için, bir işe yaramayı reddettikleri için olan durumdur.
iki gün önce bir dekorasyoncu ile tanıştım. harıl harıl eleman aradığını ancak bulamadığını belirtiyor. söylediğine göre tecrübe, el becerisi vs. aramıyormuş. sadece diyor ki güvenilir bir adam olsun, ben ona işi öğretirim.
geliri ne olacak diyorum, günlük 100 tl veriyorum diyor. zaten çok kısa zaman sonra boya badana işlerini öğrenir, hafta sonları kendi işlerini de yapar diyor. 100-120 metre karelik bir evin işini 400-500 tl civarı işçilik ile yapabileceğini, bunun da iyi bir kazanç olacağını belirtiyor.
abimiz köyüne gitmiş, kahvede oturan gençlere defalarca iş teklif etmiş. ancak yanıt olumsuz olmuş.
bu bir örnekti. belki gençler çalışmak istemediğinden, belki de herkesin mühendis-doktor vs. olmak istemesinden kaynaklı bir durum. gördüğüm kadarıyla tesisatçılık, elektrikçilik, boya-badana, dekorasyon işleri gayet güzel getirisi olan işler. cnc operatörleri 2500 tl'den, kaynakçılar 3000 tl'den başlayan maaşlarla iş bulabiliyor.
ama mesleki eğitim veren liseler küçümsenmekte, bu tarz işler de ağır işler kategorisine girip gençlerin ilgisini çekmemekte.
en nihayetinde yuva kurmak için bir iş bulmak gerektiği ortadayken, eli çabuk tutup bir an önce koluna bir bilezik takmak, bir sanat bir zanaat öğrenmek gerekir.
ama bunları yapmayacağı için türkiye'deki genç nüfusa yazık oluyor.
iki gün önce bir dekorasyoncu ile tanıştım. harıl harıl eleman aradığını ancak bulamadığını belirtiyor. söylediğine göre tecrübe, el becerisi vs. aramıyormuş. sadece diyor ki güvenilir bir adam olsun, ben ona işi öğretirim.
geliri ne olacak diyorum, günlük 100 tl veriyorum diyor. zaten çok kısa zaman sonra boya badana işlerini öğrenir, hafta sonları kendi işlerini de yapar diyor. 100-120 metre karelik bir evin işini 400-500 tl civarı işçilik ile yapabileceğini, bunun da iyi bir kazanç olacağını belirtiyor.
abimiz köyüne gitmiş, kahvede oturan gençlere defalarca iş teklif etmiş. ancak yanıt olumsuz olmuş.
bu bir örnekti. belki gençler çalışmak istemediğinden, belki de herkesin mühendis-doktor vs. olmak istemesinden kaynaklı bir durum. gördüğüm kadarıyla tesisatçılık, elektrikçilik, boya-badana, dekorasyon işleri gayet güzel getirisi olan işler. cnc operatörleri 2500 tl'den, kaynakçılar 3000 tl'den başlayan maaşlarla iş bulabiliyor.
ama mesleki eğitim veren liseler küçümsenmekte, bu tarz işler de ağır işler kategorisine girip gençlerin ilgisini çekmemekte.
en nihayetinde yuva kurmak için bir iş bulmak gerektiği ortadayken, eli çabuk tutup bir an önce koluna bir bilezik takmak, bir sanat bir zanaat öğrenmek gerekir.
ama bunları yapmayacağı için türkiye'deki genç nüfusa yazık oluyor.
Kur'an'dan Mucize Çıkartmak
çok sayıda din adamının, bir o kadar da genç bilimcinin uğraştığı çalışma.
sürekli olarak "bakın kuran'da denizlerin birbirine karışmadığı yazıyor", "bakın demirin atom numarası kurandaki ilgili surenin adının ebced hesabına denk geliyor" gibi tespitler yapıyorlar.
bunlar allah'ın gücünü gösteriyor eyvallah. ben de mest oluyorum bunları gördüğüm zaman, eyvallah.
ama şu olsa, biri bir ayete baksa, "lan acaba şunu mu demek istiyor dese", bu kişi aynı zamanda tesadüf eseri o denmek istenen şey ile ilgili bir bilim dalının öncü kişilerinden olsa, sonra gidip kuran'da tespit ettiği bu şeyi bilimsel olarak keşfetse, işte o zaman asıl bombayı patlatmış olur.
işte o zaman bu bilgiler yalnızca allah'ın gücünü ispatlamakla kalmaz, geri kalmış müslüman dünyası için de bir ilerleme kaynağı olur.
örnek veriyorum, kuran'da bir ayetten, "arılar savaş aracı olarak kullanılabilir" gibi bir sonuç çıkarsak. sonra gidip yapay arılar üretsek, onlarla da düşman ordusuna sızıp katliamlar yapsak. işte o zaman deriz ki, "hadi ateyizler bunu da açıklasın".
durum bu.
sürekli olarak "bakın kuran'da denizlerin birbirine karışmadığı yazıyor", "bakın demirin atom numarası kurandaki ilgili surenin adının ebced hesabına denk geliyor" gibi tespitler yapıyorlar.
bunlar allah'ın gücünü gösteriyor eyvallah. ben de mest oluyorum bunları gördüğüm zaman, eyvallah.
ama şu olsa, biri bir ayete baksa, "lan acaba şunu mu demek istiyor dese", bu kişi aynı zamanda tesadüf eseri o denmek istenen şey ile ilgili bir bilim dalının öncü kişilerinden olsa, sonra gidip kuran'da tespit ettiği bu şeyi bilimsel olarak keşfetse, işte o zaman asıl bombayı patlatmış olur.
işte o zaman bu bilgiler yalnızca allah'ın gücünü ispatlamakla kalmaz, geri kalmış müslüman dünyası için de bir ilerleme kaynağı olur.
örnek veriyorum, kuran'da bir ayetten, "arılar savaş aracı olarak kullanılabilir" gibi bir sonuç çıkarsak. sonra gidip yapay arılar üretsek, onlarla da düşman ordusuna sızıp katliamlar yapsak. işte o zaman deriz ki, "hadi ateyizler bunu da açıklasın".
durum bu.
Sanayi Devrimi
ingilterede çok ileri tarihlerde olduğu iddia edilmesine rağmen şahsen ortaçağ'da olduğuna inandığım yenilikler bütünüdür.
bir kitap vesile oldu bu fikre kapılmama. daha çok avrupa'da yerleşimin orta-kuzey avrupa civarlarına taşınması (hakimiyetin roma'dan dağılması) ile başlayan süreçte, genlerinde mühendislik bulunan germen kavimleri, yıl boyunca yüksek debili olan nehirlere değirmenler kurmuş, insan gücünün yerine suyun gücünden faydalanmışlardır.
öyle ki, bazı çok zengin aileler, avrupanın çeşitli yerlerinde yüzlerce değirmene (bugünün fabrikası) sahiplermiş.
sanayi denilen şey illa ki kömür-buhar gücü vs. değil ise, insan yerine başka güçler kullanmak ve üretimi arttırmak ise, ortaçağ gayet de bir sanayi devrimine tanıklık etmiştir.
bir kitap vesile oldu bu fikre kapılmama. daha çok avrupa'da yerleşimin orta-kuzey avrupa civarlarına taşınması (hakimiyetin roma'dan dağılması) ile başlayan süreçte, genlerinde mühendislik bulunan germen kavimleri, yıl boyunca yüksek debili olan nehirlere değirmenler kurmuş, insan gücünün yerine suyun gücünden faydalanmışlardır.
öyle ki, bazı çok zengin aileler, avrupanın çeşitli yerlerinde yüzlerce değirmene (bugünün fabrikası) sahiplermiş.
sanayi denilen şey illa ki kömür-buhar gücü vs. değil ise, insan yerine başka güçler kullanmak ve üretimi arttırmak ise, ortaçağ gayet de bir sanayi devrimine tanıklık etmiştir.
Enver Paşa
dimyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan olmuş komutandır.
osmanlıyı kimseye sormadan savaşa sokmuş, çöküşü hızlandırmıştır.
orta asya'daki türkler ile birleşme hayalini ölümcül sarıkamış operasyonu ile tarihe gömmüştür. yanında 90000 şehit ile birlikte.
daha sonrasında elindeki ordular ile anadoluya girme tehlikesi oluşturmuş, milli mücadele aşamasında tbmm ordularının güçlerinin bölünmesine sebep olmuştur.
hayal kurmak ile, fantezi yaratmak arasındaki farkı gözden kaçırmıştır. asla ve asla gerçekçi olmayı başaramamış, elde ettiği mevkiyi, hem insanları hem büyük miktarda parayı hem de büyük bir imparatorluğun geleceğini çarçur etmek için kullanmıştır.
osmanlıyı kimseye sormadan savaşa sokmuş, çöküşü hızlandırmıştır.
orta asya'daki türkler ile birleşme hayalini ölümcül sarıkamış operasyonu ile tarihe gömmüştür. yanında 90000 şehit ile birlikte.
daha sonrasında elindeki ordular ile anadoluya girme tehlikesi oluşturmuş, milli mücadele aşamasında tbmm ordularının güçlerinin bölünmesine sebep olmuştur.
hayal kurmak ile, fantezi yaratmak arasındaki farkı gözden kaçırmıştır. asla ve asla gerçekçi olmayı başaramamış, elde ettiği mevkiyi, hem insanları hem büyük miktarda parayı hem de büyük bir imparatorluğun geleceğini çarçur etmek için kullanmıştır.
Aldatmak
kelimeler yeterli gelecek mi bakalım.
partnerlerden birinin eşine sadakatsizlik etmesi, ihanet etmesi diyoruz bu duruma.
ama insan nasıl böyle bir şey yapıyor, anlamak zor.
bitirmek zor değil, karşı tarafı aldatmak kadar üzemez.
bir insanı intihara, o olmadı deliliğe, o olmadı depresyona-işsizliğe-hayattan kopmaya sürükleyecektir. bir insanın hayatını yaşanmaz hale getirecektir.
erkek yaparsa elinin kiri, kadın yaparsa iffetsizlik deniyor. bana göre iki taraf için de iğrenç bir durum.
borinin coştuğu an geliyor, aile kurumunun korunması için aldatmak ile ilgili yasa çıkarılmasını istiyorum. cezası yaptırımı olmalı. evlilik de bir anlaşma nihayetinde, evlilik sözleşmesi haricinde devlet denilen olgu bireyi korumalı.
neden peki? aldatmak kelimesinin tdk'daki birinci anlamı "beklenmedik bir davranışla yanıltmak", üçüncü anlamı "birine verilen sözü tutmamak". yani, iki durumda da bir vatandaş diğerini mağdur ediyor, aralarında yapılmış anlaşmaya uymuyor. hem de bu anlaşma yazılı. hem de bu anlaşma bir devlet memurunun önünde, iki şahit huzurunda yapılıyor. anlaşmayı bozan tarafın bir şekilde cezalandırılması gerekir.
partnerlerden birinin eşine sadakatsizlik etmesi, ihanet etmesi diyoruz bu duruma.
ama insan nasıl böyle bir şey yapıyor, anlamak zor.
bitirmek zor değil, karşı tarafı aldatmak kadar üzemez.
bir insanı intihara, o olmadı deliliğe, o olmadı depresyona-işsizliğe-hayattan kopmaya sürükleyecektir. bir insanın hayatını yaşanmaz hale getirecektir.
erkek yaparsa elinin kiri, kadın yaparsa iffetsizlik deniyor. bana göre iki taraf için de iğrenç bir durum.
borinin coştuğu an geliyor, aile kurumunun korunması için aldatmak ile ilgili yasa çıkarılmasını istiyorum. cezası yaptırımı olmalı. evlilik de bir anlaşma nihayetinde, evlilik sözleşmesi haricinde devlet denilen olgu bireyi korumalı.
neden peki? aldatmak kelimesinin tdk'daki birinci anlamı "beklenmedik bir davranışla yanıltmak", üçüncü anlamı "birine verilen sözü tutmamak". yani, iki durumda da bir vatandaş diğerini mağdur ediyor, aralarında yapılmış anlaşmaya uymuyor. hem de bu anlaşma yazılı. hem de bu anlaşma bir devlet memurunun önünde, iki şahit huzurunda yapılıyor. anlaşmayı bozan tarafın bir şekilde cezalandırılması gerekir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)